Anonim
  • 7

Su kirliliği nedir?

  • 7

Su Kirliliği nedir ve nasıl oluşur? Su Kirliliği nedenleri ve nasıl önlenir çözüm yolları

2 Cevaplar

  1. Suyun insan, hayvan veya bitki sağlığına zararlı kimyasallarla veya diğer tehlikeli maddelerle kirlenmesine su kirliği denir.

    Su kirliliği, su kütlesi çevresel etkenlerden dolayı kirlendiği zaman ortaya çıkar. Plastik şişeler, metal kutular, lastikler, kontaminasyon ve suya atılan her türlü atık su kütlesinin kirlenmesine neden olur. Aynı zamanda fabrikalardan, arabalardan, hava kirliliğinden, çiftliklerden, kanalizasyonlardan ve arıtma tesislerinden su yoluna karışan kimyasallar da su kütlesini kirletir.

    Su kirliliği, suyu kirletici maddelerin su ekosistemleri tarafından emme ya da ortaya çıkarma kapasitesine sahip olmadığında ortaya çıkar. Nüfusun ve sanayileşmenin artması ile birlikte su kirliliği de artar.

    Su Kirliliği Nedenleri ve Nasıl Önlenir Çözüm Yolları

    Su kirliliği oluşumunda insanın etkisi çok büyüktür. Hızlı kentleşme, nüfus artışı, fabrika atıklarının suya karışması ve sanayileşmenin yaygınlaşması ile birlikte su kaynaklarımız her geçen gün biraz daha kirleniyor. Su kirliliği, insan sağlığını da tehdit eder. Bu nedenle öncelikle su israfının önüne geçilmeli, doğada zor kaybolan arıkları suya atılmamasına özen göstermeli ve evsel atıkların kontrollü bir şekilde atılması gerekir. Doğada zor parçalanan deterjan, gübre ve kimyasal ilaçların kullanımının azaltılması gerekir.

    Su kirliliğini arttıran başlıca etkenler

    • Denize atılan çöpler,
    • Denizde petrol arama çalışmaları,
    • Kimyasal gübreler ve böcek ilaçları,
    • Madencilik,
    • Gemilerin yakıt tüketimi,
    • Kimyasal madde ayrıştırma ve arıtması olmayan sanayi kuruluşları,
    • Bilinçsiz şehirleşme,
    • Hayvansal atıklar,
    • Radyoaktif atıklar,
    • Su tüketimi ve temizliği hakkında bilinçsizlik

    Su Kirliliğinin Sonuçları

    Su kirliliği, tüm insanlığı etkileyen küresel bir sorundur. Su kirliliğinin önüne geçilmediği zaman önemli sorunlar ortaya çıkarır. Bu sorunlar çözülmezse insan sağlığı büyük bir tehditle karşı karşıya kalır ve ileride su bile içemeyecek hale gelebiliriz. Bu nedenle su kaynaklarını bilinçli ve doğru bir şekilde kullanılmadığı takdirde insan sağlığına büyük bir tehdit oluşturur. Kirlenen suların kokusu ve görüntüsü hemen değişiyor ve çevreye rahatsızlık vermeye başlıyor.

    Özellikle de lavabolara atılan dönmüş yağlar, deterjanlar ve yemek artıkları birikerek suya karışıyor. Bu da önlenmesi zor sonuçlara yol açıyor. Soluduğumuz havanın bile %70’ini suda yaşayan canlılar üretiyor. Bu da demek oluyor ki su hayattır ve suyun her dönem büyük bir özenle korunması gerekir.

    Suyun kirlenmesiyle beraber ekolojik denge de bozulur. Hem insanları hem de diğer canlıları doğrudan etkileyecek olan bu durumun sonucunda suda yaşayan pek çok canlı yok oluyor. Aynı zamanda suyun kirlenmesi ile birlikte içme suyunda da önemli bir azalma gözlemleniyor.

    Su Kirliliğinin Çevreye ve Hayvanlara Etkisi

    Su kirliliği bulaşıcı hastalıkların yayılmasına neden olur. Tarımda kullanılan su eskisi kadar temiz olmayacağı için tarım ürünleri de eskisi kadar kaliteli olmaz. Hayvanlar da kirli su içtiği zaman çeşitli hastalıklara yakalanarak ölebilirler. Bu nedenle su kaynaklarını korumada ve kullanmada çok dikkatli, bilinçli ve sorumluluk sahibi olmak gerekir. Su kaynakları kirlendiği zaman tüm canlılar bundan olumsuz bir şekilde etkilenir. Suda yaşayan pek çok canlının soyu tükenme tehlikesi ile karşı karşıya kalır.

    Su Kirliliği Nasıl Önlenir?

    Su kirliliğini önlemek için toplumu öncelikle bu konu hakkında bilinçlendirmek gerekir. Aynı zamanda büyük sanayi kuruluşlarının atıklarını doğrudan denize bırakmasını önleyecek sistemler geliştirerek atıkları ayrıştırıcı ve arındırıcı teknolojiler kullanmak gerekiyor.

    Ülkemizde herkes üzerine düşen görevi bilir ve bilinçli bir şekilde su tüketimi yaparsa su kirliliği de büyük ölçüde azalır. Gemilerin atıklarını denize bırakmalarını ve insanların da yiyecek ve içecek artıklarını denize atmasına engel olmak gerekir.

    Temiz bir doğa, mutlu ve sağlıklı nesiller için gereklidir. Çocuklarına daha yaşanabilir bir dünya bırakmak isteyen her insan bu bilinçle hareket etmelidir.

    Güvenli içme suyu makalemizi okumak ister misiniz.

    • 1
  2. Tarımsal Faaliyetlerin Neden Olduğu Su Kirliliği

    Tarımsal faaliyetleri tarla-bahçe tarımı ve hayvancılık olarak iki başlık halinde inceleyebiliriz. Gerek tarla ve bahçe tarımı için kullanılan doğal ve yapay gübreler, pestisitler, toprağın işlenmesi ve gerekse hayvancılık yaparken oluşan atıklar suların kirlenmesine sebep olmaktadır.

    Nitrat ve Fosfatlı Gübrelerin Kullanımından Kaynaklanan Sorunlar:

    Nitrat kaynaklı kirlenmelerin temel olarak dört ana kaynağı vardır.

    1. Tarımsal faaliyetlerde kullanılan azot kaynaklı gübreler
    2. Çorak alanlarda doğal olarak meydana gelen azot bağlanması
    3. Topraktaki organik maddenin nitratın olmadığında bozulması
    4. İnsan ve hayvan atıkları neticesinde oluşan bozulmalardır.

    TARIM

    • Toprak işleme faaliyetleri sonucunda; toprağın özellikle en üsteki verimli kısmının tutunma gücü azalmaktadır. Bunun yanında toprağın yanlış işlenmesi de bu olayı teşvik etmektedir. Üst kısımlarda bulunan bu verimli tabaka yağış ve rüzgarlarla taşınarak akarsu, göl ve denizlere kadar ulaşmakta, sedimentasyona hem de fosfor yönünden zengin olduğu için organik madde birikimine, ötrofikasyona sebep olmaktadır. Bu nedenle uygun toprak işleme metotlarının seçilmesi gerekmektedir.
    • Ötrofikasyonu önlemek için gereksiz ve aşırı gübre kullanılması önlenmelidir.
    • Tarım politikalarında ve uygulamalarında köklü değişimler gerçekleştirilmelidir.
    • Tarımda damla sulama sistemleri yaygınlaştırılmalı, su kaybı azaltılmalıdır.
    • Tarımsal amaçlı kullanılan sular alıcı ortama verilmeden önce alınması gereken tedbirler kullanım esnasında veya kullanımdan hemen sonra alınmalıdır.
    • Çevreci tarım uygulamaları geliştirilerek bunların uygulanması için çiftçilerin eğitilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

    Yapay ve Doğal Gübreler

    Tarımda verimi artırıcı unsurlardan birisi de gübrelemedir. Özellikle herhangi bir analize tabi tutulmadan bütün tarım topraklarına uygulanan yapay gübreleme ile toprakta azot ve fosfor birikimine sebep olunmakta, bitkiler tarafından tamamen alınamayan bu bitki besin maddeleri yağmurlarla yıkanarak akarsu ve göllere taşınmaktadır.

    Belirli miktarlar dahilinde tüm canlılar için yararlı olan bu elementler belli dozların üzerine çıkıldıkça kirletici rol oynamaktadırlar. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi fazla miktarlardaki fosfor sularda ötrafikasyona fazla miktarlardaki azot ise toksikasyona (Azot zehirlenmesine) ve su canlılarında toplu ölümlere sebep olur.

    HAYVANCILIK

    Verimli bir hayvancılık için sap, saman, melas, küspe vb. pelet yemler kullanılmaktadır. Kullanılan bu yiyeceklerin çok büyük bir kısmı hayvanlar tarafından tüketilse de bir kısmı ahır ve ağıllarda hayvanların dışkılarına karışmaktadır.

    Bu gübreler ya bir yerde biriktirilmekte ya da tarım arazilerinde kullanılmaktadır. Yağışlarla birlikte yüzeysel sulara kadar taşınabilen hayvani gübre ve karışımların su kaynaklarının kirlenmesinde önemli bir etken olmaktadır. Bunu önlemek için hayvancılığın yoğun bir şekilde yapıldığı yerlerde atık suların deşarjından önce arıtılması yoluna gidilmelidir.

    Tarımsal Mücadele İlaçlarından (Pestisitler) Kaynaklanan Kirlilik

    Tarımda verimi ve kaliteyi artırmanın en temel şartlarından biri de yabani otlarla, mantar ve böceklerle mücadele etmektir. İşte bu amaçla kullanılan zirai mücadele ilaçları (pestisitler) suda güç parçalanabilen birleşiklerdir. Birikme özelliğine sahip bu bileşiklerin yarılanma ömürleri de çok uzundur. Tıpkı ağır metaller gibi canlı bünyesinde birikim yaparak toksik etkilere sebep olurlar.

    Pestisitlerin sebep olduğu bu kirletici unsurların en aza indirilmesi çok iyi bir tarım politikasına ve çiftçilerin eğitilmesine bağlıdır. Eğitilmiş bir çiftçi boş pestisit kaplarını tarlaya gelişi güzel atmayacak, gereğinden fazla ilaç kullanmayacaktır. Yapılan bazı araştırmalar tarımın yoğun olarak yapıldığı bölgelerde kıta içi yüzeysel su kaynaklarının kirlenmesinde pestisitlerin önemli ölçüde etkisi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

    PESTİSİTLERİN YARATTIĞI SORUNLAR

    Pestisitlerin su kaynaklarının kirlenmesinde çok önemli bir rolü vardır. Ot ilaçları (herbisitler) ve solucanlar (nematisitler) direk toprağa uygulandıkları için yeraltı su kaynaklarını kirleten en önemli pestisitler olarak kabul edilmektedir. Birçok pestisit sağlık ve çevre açısından potansiyel olarak zararlı olsa da önemli olan pestisitleri iki grupta toplamak mümkündür. Bunlardan birincisi hidrokarbonlar ve ikincisi de organofosfatlardır.

    Pestisit uygulama işlemindeki kullanılan pestisit miktarı, zamanlaması ve uygulama yöntemi pestisit kirlenmesi sorununun oluşmasında oldukça önemlidir. Ne kadar çok pestisit kullanılırsa yeraltı sularının kirlenme ihtimali de o kadar çok olmaktadır.

    Yeraltı ve yüzey sularında pestisit kaynaklı kirlenmelerin önüne geçilebilmesi için alınabilecek önlemlerin başında pestisitlerin sadece gerekli olduğu durumlarda kullanılması, kullanım talimatlarına göre zamanında ve gereken oranda kullanılması, pestisitlerin sadece hedef bölge için kullanılması, pestisit uygulamasından sonra sulamadan kaçınılması ve Entegre Mücadele Yöntemleri vardır.

    ENDÜSTRİYEL KİRLETİCİLER

    Sanayi Atıklarının Neden Olduğu Kirlilik

    Sanayi ürünlerinin katı atıkları ile kirletmenin yanı sıra sıvı atıkları ile doğrudan su kirliliğine yol açmaları en yaygın görülen bir durumdur. Farklı sanayi atıklarındaki kirleticilerin suya olan etkileri de farklı olmaktadır.

    Bazı kirleticiler suyun fiziksel özelliklerinin değişmesine neden olurken bazıları da fizyolojik, kimyasal ve biyolojik özelliklerin değişmesine neden olurlar. Petrol rafinerileri, kağıt sanayi, tekstil sanayi, metal sanayi, kimya sanayi, gıda sanayi ve deri sanayi gibi endüstri tipleri kirleticilik bakımından ön sırayı alırlar.

    1. a) Kimyasal Kirlilik

    Suların kimyasal olarak kirlenmesi; suyun ekolojik dengesinin bozulması, oksijen bilançosunun değişmesi ve canlı yaşamını tehdit eder hale gelmesi demektir. Su kaynaklarının kimyasal olarak kirlenmesi organik ve inorganik maddelerin suya karışması ile ortaya çıkar.

    Tekstil, kağıt sanayi, gıda sanayi, mezbahane artıkları, zamk ve jelatin sanayi atık ve atık sularının hiç bir arıtıma tabi tutulmadan doğrudan su alıcı ortamına verilmesi sonucunda sularda kimyasal kirlenmeler ortaya çıkar. Ağır metallerden kurşun, kadmiyum, civa, bakır, vb. lerinin suya karışması durumunda bu suyu kullanan canlılar için zehirlenmeler ve toplu ölümler kendini gösterir.

    Deterjan vb. yüzey aktif maddelerin oluşturduğu inorganik kirlilik, su kaynakları açısından organik kirliliğe oranla daha da ciddi sorunlar doğurmaktadır. Mesela; deterjanlar suların üzerinde köpürerek suların havalanmasını engellemekte, suyun ekolojik dengesini aşarı derecede bozmaktadır.

    Evsel ve endüstriyel atıkların su kaynaklarını kirletmemesi için gerekli alt yapı yatırımları yapılmalıdır.

    • Planlanan tüm Su altyapı projeleri olası iklim değişikliği etkilerini (aşırı yağışlar nedeni ile oluşacak taşkın ve sel felaketleri) dikkate almalıdır.
    • Yeraltı sularının kullanımı en az düzeye çekilmelidir.
    • Kaçak su kullanımına son verilmelidir. Kaçak sulama kuyuları kapatılmalıdır.
    1. b) Fiziksel Kirlilik

    Fiziksel kirlilik; suyun renk, bulanıklık, sıcaklık gibi özelliklerinin değişmesi anlamına gelir. Böyle bir kirliliğe özellikle soğutma suyuna ihtiyaç duyan termik santrallerin yol açtığı söylenebilir. Bu duruma kısaca atık ısı kaynaklı kirlilik de denilebilir.

    Isı Kirlenmesi

    Su kitlesinin sıcaklığını artırıcı katkılar ısı kirlenmesi olarak adlandırılır. Elektrik santrallarında ve diğer endüstrilerde makinaların soğutulması amacıyla su kullanılmakta bu su herhangi bir biyolojik kirlenme olmadan diğer su kaynaklarına verilseler bile o suyun sıcaklığını artırmaktadır. Bunun sonucunda suda yaşayan birçok bitki ve hayvan ölebilmektedir.

    Termal Kirlilik

    Termal kirlilik, doğal bir alanın ısısının alçaltılıp yükseltilmesiyle beliren insan nedenli bir kirlilik türüdür. Bu kirliliğin en bilinen nedeni, enerji santrallerinde su havzalarından soğutucu olarak su çekilmesi ve ısınan suyun su havzalarına geri akıtılmasıdır.

    1. c) Fizyolojik Kirlilik

    Suyun tadının ve kokusunun değişmesi anlamına gelen bu kirlilik türü bazı sanayi atıklarında bulunan amonyum türevleri, fenoller vb. kimyasal maddelerin suya karışımı neticesinde oluşur. Suyun doğal tadı ve kokusu değişik kullanılamaz hale gelir. Bu duruma en güzel örnek; soğuk hava depolarında kullanılan amonyak ya da freon gazlarının sulara karışması durumunda, o bölgede çok ağır bir koku ve suda yaşayan canlılarda toplu ölümlerin görülmesidir. Bu tür hadiselerin oluşumu ya dikkatsizlikten ya da sorumsuzluktan kaynaklanmaktadır.

    1. d) Biyolojik Kirlilik

    Su alıcı ortamlarının; mikroorganizmalar diye adlandırılan bakteri, virüs, mantar vb. hastalık yapan (Patojenik) canlılar tarafından kirletilmesidir. Söz konusu mikroorganizmalar sulara genellikle insan ve hayvan dışkılarından geçmektedir. Bundan dolayı mezbahane vb. kesimhanelerde hayvan dışkıları titizlikle toplanmaz ve işyeri yıkama sularına karışırsa bu kirleticiler su alıcı ortamlarına kadar ulaşabilir. Böyle suların içme ve kullanma suyuna karışması durumunda canlılarda farklı hastalık riskleri ortaya çıkabilir.

    1. e) Radyoaktif Kirlilik

    Nükleer denemeler ve nükleer santraller nedeniyle atmosferde biriken radyoaktif maddeler, yağışlarla yeryüzüne düşerek su kaynaklarına karışmaktadırlar. Bu yoldan doğal su döngüsüne giren radyoaktif maddelerin yanı sıra nükleer santrallerde meydana gelen sızmalar radyoaktif maddelerin doğrudan suya karışmasına neden olmaktadır. Uranyum elementinin işlenmesi sırasında oldukça fazla katı atık ortaya çıkar. Nükleer enerjinin yüklenmesinde ortaya çıkan atıkların hidrolojik döngüye karışması ve aynı zamanda stoklanmak zorunda olan katı atıklar başlıca birer sorundur. Üstelik söz konusu elementin yarılanma ömrü çok uzundur ki uzun süre stoklamak gerekir. Ayrıca santrallerin soğutulması esnasında da atmosfere radyoaktif atıklar karışmaktadır.

    Kentsel ve Evsel Atıkların Neden Olduğu Kirlilik

    Nüfus hareketleri dolayısıyla kentsel yerleşmeler, sayı ve nüfus yoğunluğu bakımından sürekli artış göstermekte, çöp gibi katı kanalizasyon atıkları gibi atıklar da nüfus yayılmasına paralel olarak artmaktadır. Evsel katı atıklar ya da kanalizasyon alt yapı sistemleri yerleşim yerinin coğrafi konumuna göre ya da doğrudan deniz, göl ve akarsulara verilmekte ya da yeraltı sularına karışacak biçimde doğrudan toprağa bırakılmaktadır. Toprak alıcı ortamına bırakılsa da neticede su kaynaklarına karışmaktadır.

    Kullanılabilir yüzeysel suyun %50’si, içilebilir nitelikteki suyun %80’i ormanlık havzalarda üretilmektedir.

    Ormancılık

    • Ülkemizdeki kullanılabilir yüzeysel suyun %50’si, içilebilir nitelikteki suyun %80’i ormanlık havzalarda üretilmektedir.
    • Ormanların hidrolojik fonksiyonlarından yararlanarak su üretim kapasitesinin ve su kalitesinin arttırılması
    • Baraj havzalarında erozyon ağaçlandırma ile önlenmelidir.
    • Nehir kıyılarında kıyı kenar ağaçlandırması yapılmalıdır.
    • Orman tahribatının önüne geçilmeli, yanlış arazi kullanımlarına son verilmelidir.
    • 0

Bir cevap bırakın

Cevap vermek için giriş yapmalısınız.