Kaydol

Soru sormak, insanların sorularını yanıtlamak ve diğer insanlarla bağlantı kurmak için sosyal sorularımıza ve Cevap Motorumuza kaydolun.

Oturum aç

Soru sormak ve insanların sorularını yanıtlamak ve diğer insanlarla bağlantı kurmak için sosyal sorular ve Cevaplar Motorumuza giriş yapın.

Şifremi hatırlamıyorum

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Üzgünüz, soru sorma yetkiniz yok, Soru sormak için giriş yapmalısınız.

Lütfen bu sorunun neden bildirilmesi gerektiğini düşündüğünüzü kısaca açıklayın.

Lütfen bu cevabın neden bildirilmesi gerektiğini kısaca açıklayın.

Please briefly explain why you feel this user should be reported.

Su Kalitesi

Su Kalitesi

Su

Tüm canlılar suya bağımlıdır. İnsanların bulmak için çağlar boyu savaş verdikleri, toplumların gelişmesinde temel etken olan su geçmişte pek çok uygarlığın çöküp yok olmasına da neden olmuştur.

Su kaynakları giderek azalmakta, su sorunuyla karşılaşan toplumların oranı giderek artmaktadır. Dünyanın yaklaşık dörtte üçünü kapsayan bir madde için kıt sözcüğünün kullanılması yadırgatıcı olabilir. Giderek yeraltı su tablasının seviyesi düşmekte, yüzeyel ve yer altı su kaynaklarının kirlilik oranı artmaktadır.

Dünyadaki suyun %97, 6 sı okyanus ve denizlerde tuzlu su olarak bulunmaktadır. Okyanuslar ise 3,6X108 km2
alan kaplamakta ve 13X108 km3 su içermektedir. Her yıl okyanuslardan 3,8X1014 ton su buharlaşarak atmosfere karışır. Ancak yağmur her zaman buharlaşma olan yere yağmaz.

Kutuplarda ve buzullarda bağlanmış olan su ise dünyadaki suyun % 1,9’u kadardır. Buna göre, insanın kullanabileceği su dünyadaki toplam suyun yanlızca % 0. 5’ini oluşturur. Yeraltı suyu, topraktaki nem, akarsular ve göller, hepsi bu oranın içindedir. Her yıl göllerde ve akarsularda yaklaşık 0,63X1014 ton su buharlaşır. Yağışlarla yeryüzüne yılda yaklaşık 3,5×104 ton su ulaşır. Kutuplardaki buzullar kapladıkları l,5X107 km2 lik alanla yeryüzünde en büyük tatlı su deposunu oluştururlar.

Yeryüzünde kullanılacak suyun sınırlı olması ve teknolojinin ilerlemesiyle insanların su ihtiyaçlarının artmasından dolayı buzullardan ve deniz suyundan tatlı su eldesi çalışmaları uzun yıllardan beri devam etmekte , ancak çok pahalı olan bu yöntemlerden sınırlı olarak yararlamlabilmektedir.

Su tüm özelliklerini hiçbir maddeninkine benzemeyen kendine özgü molekül yapısına borçludur.

18. yüzyılda İskoçya lı bilim adamı Joseph Black gözlem ve deneyimlerine dayanarak suyun ısı kapasitesinin ve ısıyı absorbe etme yeteneğinin yüksek olduğunu saptamıştır. Isı kapasitesi, belli bir maddenin sıcaklığını belli bir dereceye yükseltebilmek için istenen ısı olarak tanımlanmaktadır. Suyu ısıtabilmek için yüksek sıcaklığa gereksinim vardır. Çoğu kez ocakta su ısıtan kişi su kabına dokununca ellerini yakarken, kabın, içindeki suyun ılık olduğu görülür. Suyun ısıtıldığı metal kap yaklaşık 10 kez daha hızlı ısınır ve belli bir dereceye gelebilmek için daha az sıcaklığa gereksinme vardır.

Diğer bir yön buzun çözülme sıcaklığının olağanüstü yüksek olmasıdır. Buzun çözülerek tamamen suya dönüşmesinde çevre sıcaklığının değişmediği görülür. Çünkü buz oluşurken çevreye verilen ısı buzun çözülmesi anında absorbe edilir. Su molekülleri arasındaki hidrojen bağı kırılınca buz çözülür. Buzun çözülmesi anında her zaman için çevreden 86 kalori
ısı alınır. Donma anında ise bu ısı çevreye geri verilir. Örneğin donma derecesinde bulunan bir seraya geceden büyük bir su dolu kap bırakıldığında sabahleyin kabın içindeki suyun donmuş olmasına karşın sera içi sıcaklığının dışarıdakinden daha yüksek olduğunu görürüz.

Diğer sıvılarla karşılaştırıldığında suyun yüzeyel gerilimi oydukça yüksektir. Bu özellik suyun bir çok özelliğini etkilemektedir. Bu özelliği porlarda suyun birikimininden diğer bir çok etkisine kadar önem taşımaktadır. Bilinen sıvılar içerisinde katı biçimi sıvı biçiminden daha az yoğun olan maddedir. Donduğunda meydana gelen %8 civarındaki genişlemeye bağlı olarak yoğunluğu düşer. Eğer suyun bu özelliği olmasaydı su donduğunda dibe çökecek ve biyosfer bugün olduğundan daha farklı bir yapıda olacaktı. Bu durumda sucul yaşamın olması mümkün değildi. Suyun donma özelliği hücrelerin donmasına bağlı olarak parçalanmalarının nedenidir. Su güneş ışınlarını geçirdiğinden canlıların su içerisinde veya derinliklerinde laşaması mümkün olmaktadır.

Su buharlaşırken ve yoğun şekle dönüşürken eşit olarak aldığı ve verdiği tüm maddelere oranla daha fazladır. Bu durum güçlü hidrojen bağı nedeniyle su moleküllerinin birbirinden ayrılmasının güçlüğünden kaynaklanır. Her bir gram suyun buharlaşabilmesi için yaklaşık 540 kaloriye gereksinme vardır. Eğer su molekülleri arasındaki hidrojen bağları belirtildiği şekilde güçlü olmasaydı kuzey kutbunda su daha düşük sıcaklıkta kaynayacak ve bunun sonucu olarakta dünyadaki Önemli su potansiyeli kısa sürede yok olacaktı.

Su canlıların tüm metabolik olayları ile de doğrudan ilgilidir. Gıda maddelerinin ve artıklarının çözelti şekline dönüştürülmesi, bunların vücutta kullanılıp atılması suya bağlıdır. Oksijenin dokulara, dokulardan karbondioksitin akciğerlere taşınması kanın olağan akım hızı ile ilgili olup, bu da suyun varlığına bağlıdır. Kanın yaklaşık % 80 i, gelişen bir embriyonun % 90’ı sudur.

Yaşamın devamı, çeşitli yollarla yitirilen suyun geri alınmasına bağlıdır. Bir insan yılda ağırlığının yaklaşık 5 katı kadar su içer.

Su kalitesi hidrolojik dolaşım, uygulanan arıtım ve dağıtım sistemi gibi değişik faktörlere bağlıdır. Belirli bir suyun sahip olacağı kalite, daha bulutta buhar halinden yağmur damlası haline geçerken oluşmuş olur. Yağmur damlası bir toz partikûlünün etrafında oluşur ve toprağa düşerken havada bulunabilecek diğer toz partiküllerini de toplar. Toz partikülleri üzerinde genellikle bakteri bulunduğundan, atmosferde ne kadar çok toz bulunursa o kadar çok da bakteri mevcut olacaktır. Bu nedenle genellikle yağmur içindeki organizmaların sayısı tozlu sıcak aylarda çok fazladır. Kar, yağmurdan daha az temizdir, bunun nedeni de kar tanelerinin yüzeyleri daha geniş olduğundan atmosferdeki asılı partikülleri daha fazla tutmasındandır. Aynı zamanda karın meydana getirdiği düşük ısı da bakterilerin fazla yaşamasını sağlar. Dolu ise, yağmur ve kardan daha fazla bakteri içerir. Bunun nedeni, dolunun oluşması sırasında hava akımları daha şiddetli olduğundan havada bulunan tozların bulutlara kadar çıkarak dolunun içine karışmalarıdır. Buzun içindeki bakteri sayısı buzun meydana geldiği suyun yapısına bağlıdır. Yüzey sularının çoğu temiz olmadığından bu sulardan meydana gelen buz da temiz değildir. Buzun düşük sıcaklık derecesi doğal olarak bakterilerin daha uzun yaşamasını sağlar. Bu nedenle dondurma işlemlerinin bakteriyolojik güvence olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir.

Yağmur damlaları toprağa düşüp yüzeyde akmaya başladıktan sonra toprak parçacıklarını içine toplar. Bu toprak parçacıkları suya karışırken beraberlerinde getirdikleri birçok bakteri de suya karışır. Bu bakteriler sağlık koşullarının uygun olmadığı yerlerde, insan ve hayvanların dışkıları ile toprağa karışmaktadırlar. Bazı zamanlar suya belirli bitkilerin çıkarmış oldukları zehirli maddeler de karışmaktadır.

Su, toprağa geçerken filtre olayı nedeniyle içinde bulunan asılı maddeler, bakteriler ve diğer mikroorganizmalar da dahil olmak üzere kısmen veya tamamen temizlenir; fakat bu defa da toprakta bulunan madensel tuzlar vb. eriyerek suya karışır. Bu nedenle yeraltı sularının içerisinde yüzeyel sulara göre daha büyük oranda mineral bulunmaktadır. Bu minerallerin bir bölümünün bulunması istenir bir durumdur. Flor, kalsiyum buna örnek verilebilir. Ancak toksik olan maddelerin hiçbirisinin suyun içerisinde bulunmaması gerekir. Doğa tarafından meydana gelen bozulmalardan başka, bir de insanların tarımsal etkinlikleri sonucu kullandıkları gübreleme veya tarımsal savaş için kullandıkları maddeler nedeni ile de sular bozulabilir.

Su kalitesi kriterleri ile su kalitesi standartları arasında ayrım yapmak çok önemlidir. Kriterler suyun güvenli olarak kullanımını sağlayan ve suyun kalitesini bozan değişik maddeler üzerinde getirilen kalitatif ve kantitatif sınırlamalardır.

Standartlar ise, bu kriterlerle beraber belirli kullanım amaçlarını ve kalitesini koruyabilecek şekilde planlanmış gerekli arıtmalar ile denetim yollarıdır. Kriterler bilimsel kararlardır, standartlar su kullanımlarında uyulması gereken kuralları kapsayan uygulanabilir açıklamalardır.

Kriterler ancak yeni bilimsel veriler elde edildikçe değişebilir. Kriterler belirli koşullar altındaki değişimleri ve bazı faktörlerin birbirleri ile olan etkileşimlerini de gözönünde bulundurur. Diğer taraftan, standartlar daha statik olup, çoğunlukla etkenlerin, istatistiksel değişme miktarları için açıklama yapmaksızın normal sonuçlarını veya etkenlerini gösterirler.

Tablo 1 de dünyadaki su kaynakları ve özellikleri görülmektedir:

Tablo 1: Dünya’daki su kaynakları ve özellikleri

YerleşimYüzeyselalan (km2)Su hacmi (km3)Toplam suya göre yüzdesiSuyun tahmin edilen kalma zamanı
Okyanus361 000 0001 230 000 00097.2Binlerce yıl
Atmosfer510 000 00012 7000.0019 gün
Irmak ve akıntılar1 2000.00012 hafta
Yer altı suyu (yüzeye yakın veya 800 m ye kadar)130 000 0004 000 0000,31Yüzlerce – binlerce yıl
Göller855 000123 0000,009Onlarca yıl
Kutuplar ve buzullar28 200 00028 600 0002,15Onlarcadan binlerce yıla kadar
Tablo 1: Dünya’daki su kaynakları ve özellikleri

İçilen suyun kalitesi hemen hemen bütün canlılar için önem taşımaktadır. Bir çok canlı sudaki kirliliğe bağlı olarak varlıklarını sürdüremez hale gelmekte, belirli bir su kütlesinde yokolmaktadırlar. Bazı su yosunu türleri su kirliliği sonucunda seçici olarak üremektedir. Gelişmiş ülkelerde de su kalitesi giderek en çok üzerinde durulan çevre sağlığı sorunlarından birisi olma özelliğini sürdürmektedir. Halen patojenik mikroorganizmalar en önemli kirletici öge olma özelliğini sürdürmekle birlikte, artan endüstrileşme, hatalı endüstriyel yerleşim, aşırı gübre ve pestisit kullanımına bağlı olarak su kaynaklarının kimyasal kirlenmesi giderek artmaktadır. Suyun kimyasal izlenmesi giderek patolojik izlenmesine yakın bir izleme sıklığı kazanmaktadır. Endüstri ve tarımda günümüzde 60 .000 in üzerinde kimyasal kullanılmaktadır.

Suyun kalitesi:

  1. Yer altı depolama tanklarından sızıntı
  2. Tarımsal akıntılar
  3. Uygun olmayan endüstriyel uygulamalar
  4. Madencilik İşlemleri
  5. Atık kimyasalların yer altına enjeksiyonu
  6. Korozif su nedeniyle büyük oranda etkilenebilir.İçme suyunun işlenmesiyle ilgili uygulamaların kendisi de doğrudan su kirliliği nedeni olabilir.
  1. İçme suyu
  2. Yemek
  3. Banyo sırasında deriden emilim
  4. Aerosol ve su buharının inhalasyonuyla bazı kimyasallar su aracılığıyla insan vücuduna girebilmektedir.

Aile üyelerinin maruz kaldıkları su kirleticisi miktarı yaş ve aktivitelerine göre:

  1. Solunum
  2. Sıvı alımı
  3. Kirletici konsantrasyonu
  4. Buharlaşabilme özelilği
  5. Emilim değerlerine göre hesaplanabilir

Ağızdan alınan kimyasallar gibi, uzun süreli yüzme de ağızdan ve deriden kimyasalların alınmasına neden olmaktadır. Bu durum da kimyasalların etkisinde kalma riskini büyük oranda arttırmaktadır.

Endüstriyel su kirliliği kaynakları kağıt hamuru fabrikaları, kimyasal üreten fabrikalar, çelik fabrikaları, tekstil imalatçıları, gıda işlekleridir. Kentsel su kirlilik kaynakları arasında ise kamuya ait lağım arıtım birimler en önemlisidir. Özellikle atık çamurun arıtılmadan ve işlenmeden su kaynaklarına yakın biriktirilmesi veya yayılması en önemli kirlilik nedenlerinden birisi olabilir. Yağmur sularını ve lağımı bir arada taşıyan kombine lağım sistemleri özellikle taşkın durumlarında yüzeyel sızıntılarla su kaynaklarının kirlenmesine neden olabilir.

Tarımsal alanlar, gübrelikler, ekim ve otlatma alanları başlıca tarımsal kirlilik nedenleridir. Silvikültürel olarak orman yollarının yapılması, yol yapımı, orman işletmesi, orman kesimi vb uygulamaları sayılabilir. İnşaat sektörü özellikle otoban yapımı, toprak geliştirme çalışmaları vb. nedeniyle kirletici olabilir. Madencilik uygulamalarında her türlü maden ocakları, petrol sondajları, cevher biriktirme bölgeleri ve bunlara bağlı sızıntılar kirleticidir. Sehptik tank sızıntıları; çöp gömme bölgeleri, zararlı atık yoketme bölgleri önemli kirlilik öğesi olabilir. Son olarak tüm su müdaheleleri, kanal açma, kuşyu açma, baraj yapma, akıntı banket müdaheleleri suların kirlenmesine yol açabilir. Su kirliliğinde giderek noktasal kontrol çabaları başarıya ulaşmıştır.

Ancak noktasal olmayan kirlenmenin boyutunda giderek artım olmaktadır. Yağmur akıntıları, sızıntılar, kar erimeleri vb. dahil yüzeyel bir çok kirleticiyi taşıyarak yeraltı ve yer üstü su kütlelerine ulaştırmakta bunlar içme suyu kalitesinin ileri derecede bozulmasına neden olmaktadır. Özellikle modern tarım yöntemlerine bağlı noktasal olmayan kirlenme ve kentsel akıntılar çok büyük boyutta yaratmaktadır. Bu tip kirlenmenin kontrolü oldukça güçtür ve su gibi uygun bir taşıyıcı aracılığıyla bir çok kimyasalın insan vücuduna taşınmasında en büyük etkeni oluşturmaktadır.

Benzer Yazılar

FİLTRASYON

Dezenfeksiyon

Yorum yap

Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekiyor.