Kaydol

Oturum aç

Parolanızı mı unuttunuz

Şifreni mi unuttun? Lütfen e-mail adresinizi giriniz. Bir bağlantı alacaksınız ve e-posta yoluyla yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Soru sormak için giriş yapmalısınız.

Su Nedir?

Su Nedir?

Gezegenimizde bol miktarda bulunan ve tüm canlıların yaşaması için kokusuz, sade ve tatsız bir kimyasal bileşiktir. (H2O). Ne kadarda renksiz desek de kızıl dalga boylarında ışığı hafifçe emmesi nedeniyle tabii bir mavi renge sahip olmaktadır.

Doğada ise 3 şekilde bulunur.

Katı, sıvı ve gaz hâllerinde görülür. Kimyasal formülü (H2O) 2 hidrojen ve 1 oksijen atomundan meydana gelir. H+ iyonu içeren bir madde ile (ör. asit) ve OH- iyonu içeren maddenin (ör: baz) verdiği nötralleşme tepkimesi ile oluşur. Su moleküler yapısı oldukça basit ve bol bulunan bir madde olmasına rağmen belirli koşullarda diğer bileşiklerden oldukça farklı davranışlar sergiler. Dünyadaki hemen hemen tüm diğer bileşiklerde ise katı faz sıvı fazdan yoğundur ve katı fazdaki bileşik batar.

Suyun bu özelliğin bazı avantajları vardır. Örneğin soğuk bir bölgede göl yüzeyini kaplayan buz tabakası yalıtıcı görevi görür ve dipteki hayatı korur. Buzun çökmesi durumunda canlılar şiddetli soğuğa maruz kalacağından hayatlarını devam ettirmeleri imkânsız hâle gelecektir. Su yanıcı bir madde değildir. Bu özelliği nedeniyle ateş söndürücü olarak kullanılır. Fakat suyun bileşimindeki Oksijen yakıcı bir gazdır, Hidrojen ise yanıcı bir gazdır.

Oksijen ve hidrojen birleşerek söndürücü olan suyu oluşturur. Canlıların içmesi gereken suda mineral olması gerekmektedir. Yağmur suyu yani saf su, yağdıktan sonra toprağa düşünce toprağın yapısındaki mineralleri toplar, yeryüzünde bu yağmur suları bir akarsu oluşturur bu içilebilir bir sudur. Her bölgedeki toprakta mineraller ve oranları farklıdır, bu yüzden suyun faydaları bölgelere göre değişebilir.

Kohezyon ve Adezyon Nedir?

Suyun kendi molekülleri arasındaki çekim kuvvetine kohezyon denildiğini bildiğimize göre bu özellik sayesinde dağılmadan da kalabilir. Moleküllerin de ise kutuplaşmış olması nedeni ile su birçok maddeye yapışabilir ve hatta ıslatma özelliği ise buradan gelmektedir. Su aynı durumda ise adezyon kuvveti çok yüksek bir maddedir. Hidrojen bağı sebebiyle su molekülleri birbirlerini çeker. Cıvanın dağılmaması da buna bir örnektir.

Suyun Erimesi

1 gram buzu eritmek istersek 0 °C’de 80 kalori gerekmektedir. Erime ısısının yüksek olması ise suyun donmasını geciktirir ve bu durumda biyolojik sistemler düşük sıcaklıklara dayanıklı olabilen özelliklerini kazandırırlar.

Suyun Öz Isısı (Özgül Isı)

Özgül ısı diye adlandırılan suyun öz ısısı beklenilenden daima yüksektir. Eğer 1 gr suyun sıcaklığını 1 °C arttırmak istiyor isek; bunun için 1 kalorilik enerji gereklidir. Bu özgül ısı ise, amonyak dışındaki tüm maddelerinkinden yüksek olduğu bilinmektedir. Böylece su sıcaklıklarda fazla artış olmadan daha fazla enerji depolayabilme özelliğine sahiptir. Böylece canlı sistemde sıcaklık ve metabolik olaylar daha kararlı olacaktır.

Suyun Buharlaşması

Su da gizli buharlaşma ısısı yüksek olduğunu bilmekteyiz. 100 °C’de 1 g suyu 1 g su buharı hâline dönüştürmek için 539 kaloriye ihtiyaç vardır. Gizli buharlaşma ısısının yüksekliği canlı sisteminin izotermal olmasında en önemli katkıya sahiptir. Suyun gizli buharlaşma ısısı, H bağlarından dolayı yüksektir.

Suyun Donması

Suyun katı hali olan buzdur. Bu katı faz, hidrojen bağları arasındaki geometriden dolayı, sıvı haldeki su kadar yoğun değildir. Buna esasen ise -48 derece saf suyun donmasıdır. Standart atmosferik basınçtaki taze su, en yoğun hâlini 3,98 °C’de alır ve aşağı hareket eder, daha fazla soğuması hâlinde yoğunluğu azalır ve yukarı doğru yükselir. Bu dönüşüm, derindeki suyun, derinde olmayan sudan daha sıcak kalmasına sebep olur, bu yüzden suyun büyük miktardaki alt bölümü 4 °C civarında sabit kalırken, buz öncelikle yüzeyde oluşmaya başlar ve daha sonra aşağı yayılır.

Bu etkiden dolayı, göllerin yüzeyi buz ile kaplanır. Hemen hemen tüm diğer kimyasal maddelerin katı hâlleri, sıvı hâline göre yoğun olduğundan dipten yukarı donmaya başlarlar.

Suyun Hayatımızdaki Yeri

Yetişkin bir insan vücut ağırlığının %60-70’i (2/3’si) sudur. Bu oran yaşa, cinsiyete, kiloya bağlı olarak farklılık gösterir. Örneğin yeni doğan bebeklerin vücudundaki su oranı %75’tir. Yaşamın ilk 5 gününde %70’e inen su oranı, sonradan yavaş yavaş azalarak bir yaşın sonunda yetişkindeki su oranına yaklaşır.

Erkeklerdeki su oranı kadınlara, şişmanlar zayıflara oranla daha fazladır. Yaş ilerledikçe de vücut suyunda azalma görülür. Su besinler ve içeceklerle de sindirim yoluyla vücuda alınır. Vücuda alınan su sindirim sisteminde emildikten sonra kana geçer. Kan dolaşımı ile vücuda dağılır ve kılcal damarlardan çıkarak doku sıvısını oluşturur. Hücre içinde bazı kimyasal reaksiyonlara katıldıktan sonra tekrar hücre dışına çıkar ve tekrar doku sıvısına dönüşür. Dokulardan kan dolaşımına katılır. Kan dolaşımı aracılığı ile böbreklere gelerek önemli bir kısmı idrar olarak vücut dışına atılır. Diğer bir kısmı ise deri, solunum ve sindirim sistemi vasıtasıyla kullanılıp vücuttan atılır.

Yetişkin bir insanın günlük su ihtiyacı ise 2500-2600 ml kadardır. Suyun vücuda alımı ve atılımı bir denge içinde oluşur. Vücutta normal sıvı hacminin korunması için günlük sıvı alımının günlük sıvı kaybına eşit olması gerekir. Bu denge bozulduğunda hastalıklar ortaya çıkar. Yemek yemeden aylarca yaşanabilir, ancak susuz sadece birkaç gün dayanılabilir. İnsan vücudunda su dengesini düzenleyen (regüle eden) merkezler ve sistemler mevcuttur.

  • Vücuda su alımı (Hidrasyon) : Vücuda besinlerle (1000nbsp;ml) ve içeceklerle (1200nbsp;ml) ağız yoluyla su alımına ekzojen su kazanımı denir. Bir de vücudumuzda hücre metabolizması esnasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlar sonucu oksidasyon ürünü olarak 300nbsp;ml kadar su açığa çıkar. Vücutta bu şekilde su açığa çıkmasına endojen su kazanımı denir.
  • Vücuttan su kaybı (Dehidrasyon) : Vücuda alınan su, idrarla böbreklerden (1500nbsp;ml kadarı), solunum havasıyla akciğerlerden (500 ml kadarı), terleme yolu ile deriden (500nbsp;ml kadarı) ve gaita ile bağırsaklardan (100nbsp;ml kadarı) vücut dışına atılır.
  • %1: Susuzluk hissi, ısı düzeninin bozulması, performans azalması,
  • %3: Vücut ısı düzenin iyice bozulması, aşırı susuzluk hissi,
  • %4: Fiziksel performansın %20-30 düşmesi,
  • %5: Baş ağrısı, yorgunluk,
  • %6: Hâlsizlik, titreme,
  • %7: Fiziksel faaliyet sürerse bayılma,
  • %10: Bilinç kaybı,
  • %11: Vücut dirençsizliği, olası ölüm,
  • %12: %97 oranında ölüm,
  • %15: %100 ölüm.

SUYUN İNSAN VÜDUNDAKİ VAZİFELERİ

  • Hücrelerimizin ihtiyacı olan maddeleri hücreye taşıması.
  • Hücrelerin fonksiyonlarını yerine getirebilmesi için lazım olan katı maddelerin çözünmesini sağlamasıdır.
  • Hücreler de ise metabolik faaliyetler sonucu oluşan atık maddeleri boşaltım organlarına taşıyarak vücut dışına atılımını sağlamasıdır.
  • Vücut ısısını dengede tutmak,
  • Kanın hacmini dengelemek,
  • Besinlerin sindirimine yardımcı olmak,
  • Beyin, omurilik gibi bazı organları dış etkenlerden korumak, suyun görevleridir.

Benzer Yazılar

Membranların Tanımı

Su arıtma ile ilgili sıkça sorulan sorular

Siliphos Nedir?

Yorum yap